25 Haziran 2015 Perşembe

¨a shadow of blue¨






Sabah uyandım ve baktım ki etrafımdaki bir çok şey değişiyor, gelişiyor, ilerliyor.  Peki bu hengameye katılmak istiyor muyum? Bilmiyorum. O yüzdendir ki açıp Cansever okuyorum. Sabah Edip abi ve Ruhi beyle günü selamlıyor, gece olunca da dükkanı kapatıp evimizin yolunu tutuyoruz. Biz 3 yerleşemeyen geçinip gidiyoruz.

Lakin günler de aynı hızla geçip gidiyor. Dükkandan çıkmak istemeyenler için ne acı! Edip abi sesleniyor oturduğu cam-kenarı-önü taburesinden: ¨içimde yaz kırıkları.¨ Sonra Ruhi bey geliyor elinde süpürgesi. Yakasında kırmızı bir karanfil. Kırıkları süpürüyor dükkandan sokağa doğru ve bize dönüyor. Diyor ki: siz. ikiniz. çok beklediniz.

Elimize bizi kendimize getirecek sevimli bir kısa film tutuşturup koyuveriyor sokağa. Adı -a shadow of blue- Kırıklarımızı da alıp yola koyuluyoruz. ¨Adam haklı¨ diyor Edip abi ve köşe başını dönerken bir taksiye el sallıyor. Şaşkınım. ¨Beni bırakıp gidiyor musun abi?¨ diyorum.
¨Bir Edip daha bekliyor beni eski bir otelin kapısında¨
Arabanın camından bakarken bana söylediği son şey bu oluyor. Kırıkları cebime filmi defterimin arasına koyup yola devam ediyorum. Önümden mavi bir kelebek geçiyor. Gülüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder