28 Ekim 2015 Çarşamba

Salute!



Hi friends... Hi f.r.i.e.n.d.s. ! This one is for the most lovable TV series of all time and a good friend just like the people in it. Thanks for being a big part of our ordinary lives and showing what friendship is all about. We love you!


I've been watching Friends for like 3 years. I said ¨watching¨ because the little girl inside me doesn't want to end this great journey. We -me and the little girl- laughed, cried, cheered, felt sad about something really really stupid, scared, got angry and loved together with the cast of  Friends. Whenever Chandler tells a hilarious joke, we were there, cracking of laughter. Or Monica cooks delicious and perfectly smelled cookies, we were there again, with open mouths and heart shaped eyes.  

After one point, i couldn't eat, i couldn't sleep or i couldn't do homework without them. It was always open in my laptop screen. It was like, if that fictional world isn't there anymore, our dull and colorless world will explode into small pieces. Friends were balancing my own, existed life with my imaginary life and i had no complaint about it. 




                   


So what did i learn from Monica, chandler, joey, phoebe, ross and rachel? Lots of stuff! But only one of them is important now and that one is love! Love of a mother, love of a stubborn monkey (oh my! what were you thinking Ross?) Love of a  big tea cup... And of course, love of an old friend (in dictionary: one attached to another)

I have a friend who i can truly feel this magical world with, like in this TV show. Who i can count on and rest my head on her shoulders. Who i can laugh and laugh and laugh till we cry. Who, i know i will love till the end of time and feel blessed because i  know she will love me the same.

And who, i can always say  ¨ I'll be there for you, like i've been there before¨









22 Ekim 2015 Perşembe

¨Bir pencere yeter bana¨


Ekimin fıtratına aykırı, güneşli mi güneşli bir gündü. Derse girmek, perdeleri kapalı amfide oturup soluk beyaz ekrana bakmak istemiyordu kız. Öğle yemeğini yemekhanede yedi. Verdikleri mandalinalardan birini -ertesi gün başkalarına ikram etmek üzere- peçeteyle silip çantasına koydu. Kendi gibi -ama kendinden farklı mı farklı- 2 arkadaşının daha aklını çeldi. Beraber Beşiktaş'a inip Ihlamurdere caddesinde uzuuuun uzun  yürüdüler -Bu caddeyi adından dolayı mı çok seviyordu... Hala bilmiyordu-. Bir çiçekçiden toprak, bir ucuzlukçudan saksı aldılar. Can arkadaşının doğum gününde aldığı menekşenin toprağını ve saksısını değiştirmek istedi. Aklının bir köşesinde uzun zamandır asılı duran bu eylem, o gün gerçekleşme şerefine erişecekti.  
Nazan Hanım'ın dediği gibi minibüse binmeden önce bozuk paralarını hazır etti. Şoför abiye verdi. Gülümsedi. Gülümsemek çok kolaydı. Gülümseyince içinde bulunduğun yeri senin yapardın. Camdaki yansımasına bakıp bir de kendine gülümsedi. Kucağındaki toprak ve saksıyla nasıl da mutlu olmuştu. 5 buçuk liralık mutluluk. 
Yurda girer girmez üzerini değiştirip plastik eldivenlerini giydi. Kulaklıklarını taktı. Çiçeğini aldı. Saksısını, toprağını ve can suyunu bir poşete koyup bahçeye çıktı. Güneş göz kırpıyordu. Güneş sadece o gün gülümsemiş olanlara göz kırpar. Menekşenin kendi saksısını çıkarttı. Kökündeki topraklar da temizlensin diye onu suya bıraktı -bunu annesinden öğrenmişti- Duvar dibinden topladığı küçük taşları toprak küflenmesin diye yeni saksının dibine dizdi -Bunu da-.  Üzerine çiçekçiden aldığı toprağı döktü. Kokladı. Dokundu -Topraktan gelenin toprağa duyduğu yakınlık hissiyatı-  Suya bıraktığı menekşesini yeni evine yerleştirdi. Suyunu verdi. Şöyle bi havaya kaldırıp baktı. Avuçlarının arasında bambaşka bir canlı tutuyordu -Topraktan gelenin toprakta kalana duyduğu yakınlık hissiyatı- Yapraklarına takılan toprakları silkeledi. Gülümsedi. 
Malzemelerini toplayıp odasına geri döndü. Menekşesini eski yerine -pencere önüne- yeni saksısıyla yerleştirdi. Çiçek aç tamam mı? diye tembihledi. Kulaklıklarını çıkarttı. Güneş tekrar göz kırptı. 

Sonrası kaldığı yerden devam ediyordu.



                                                                        I will be good


I'll be good, I'll be good
And I'll love the world, like i should

9 Ekim 2015 Cuma

3. yıla girmenin mutluluğu adına

Biraz da ben anlatayım. Öznesi az(biz),  eylemi çok(sen) olan bir yazı olsun.





Sen ne güzel bir çocuktun. Hiç görmediğimiz, rüzgarını yüzümüzde hissetmediğimiz topraklarda çiçeklenmiştin. Ovanın ortasındaki 2 odalı okulunun bahçesinde koşmuş, oyunlar oynamış, şarkılar söylemiştin ve gülüşün karşıki dağlardan yankılanıp taaaa bize ulaşmıştı. Bizi bir kol mesafesine getiren, yan yana oturtan da işte şu gülüşündü. ¨Beni duymuşsun¨ diyen gülüşün. Çocuk sen çok güzeldin.

İlk umut yolculuğuna çıktığımızda neyle karşılaşacağımızı bilememiştik. Nasıl da korkuyorduk bizden çekineceksin diye. Ya elimizi tutmazsa? Ya 3 parmak oyununda adını söylemek istemezse? Adını öğrenemezsek sen nasıl ¨o çocuk¨ olmaktan çıkıp İlayda olacaktın? Hani şu ilk gün korkup sadece kardeşinin elinden tutan İlayda? Sonra da Melike ablasının eteğinden ayrılmayan İlayda? Biz o çocuğu da sevmiştik ama sen adını bahşetmesen İlayda'yı daha çok sevemeyecektik.

Sonra güneş battı ve boya kalemlerini, kağıtları, balonları beraber tutan ellerimiz ayrıldı. Biz, üniversiteli ablalar abiler, kendi hayatlarımıza geri döndük. Seni geride bırakmışız gibi değildik de... Sen bize çok şey vermişsin gibiydi. Şaşkındık.  Bu kadar ¨şey¨ ile  ne yapacaktık? Madem öyle... Başka okullarda koşup şarkı söyleyen çocukların sesini takip edelim dedik. Bize verdiklerinden biz de başkalarına verdik. Çünkü sen, çocuk, bir mutluluktun. Sadece bize değil, iyi şeylerin hala takdir edildiği topraklara da. 





Şimdi biraz da siz anlatın. Özneler biz, eylemler çocuk olsun.









8 Ekim 2015 Perşembe

eksik bir şeyler

Bir evde kaç kişiydik? Anne, baba, çocuk. Ben. Misafir olan. Misafir olduğu yerde kendini evde hissedebilen. Ev olgusunu sahiplenen. -evcil olma hali-
Bir defterde kaç izdik? Renkler. Kalem hissiyatı. Kelam hissiyatı. Parmaklar. Çizikler. Çizgiler. -hayalde olma hali-  
Bir kafada kaç sestik? Şarkılar. Hayalperest'in Neftali'si. Geçmişteki ben. Gelecekteki ben. Kaygılar. Umutlar. Ve yine ben. -anda olma hali-
  
Sahi biz bu evde kaç kişiydik?