22 Ekim 2015 Perşembe

¨Bir pencere yeter bana¨


Ekimin fıtratına aykırı, güneşli mi güneşli bir gündü. Derse girmek, perdeleri kapalı amfide oturup soluk beyaz ekrana bakmak istemiyordu kız. Öğle yemeğini yemekhanede yedi. Verdikleri mandalinalardan birini -ertesi gün başkalarına ikram etmek üzere- peçeteyle silip çantasına koydu. Kendi gibi -ama kendinden farklı mı farklı- 2 arkadaşının daha aklını çeldi. Beraber Beşiktaş'a inip Ihlamurdere caddesinde uzuuuun uzun  yürüdüler -Bu caddeyi adından dolayı mı çok seviyordu... Hala bilmiyordu-. Bir çiçekçiden toprak, bir ucuzlukçudan saksı aldılar. Can arkadaşının doğum gününde aldığı menekşenin toprağını ve saksısını değiştirmek istedi. Aklının bir köşesinde uzun zamandır asılı duran bu eylem, o gün gerçekleşme şerefine erişecekti.  
Nazan Hanım'ın dediği gibi minibüse binmeden önce bozuk paralarını hazır etti. Şoför abiye verdi. Gülümsedi. Gülümsemek çok kolaydı. Gülümseyince içinde bulunduğun yeri senin yapardın. Camdaki yansımasına bakıp bir de kendine gülümsedi. Kucağındaki toprak ve saksıyla nasıl da mutlu olmuştu. 5 buçuk liralık mutluluk. 
Yurda girer girmez üzerini değiştirip plastik eldivenlerini giydi. Kulaklıklarını taktı. Çiçeğini aldı. Saksısını, toprağını ve can suyunu bir poşete koyup bahçeye çıktı. Güneş göz kırpıyordu. Güneş sadece o gün gülümsemiş olanlara göz kırpar. Menekşenin kendi saksısını çıkarttı. Kökündeki topraklar da temizlensin diye onu suya bıraktı -bunu annesinden öğrenmişti- Duvar dibinden topladığı küçük taşları toprak küflenmesin diye yeni saksının dibine dizdi -Bunu da-.  Üzerine çiçekçiden aldığı toprağı döktü. Kokladı. Dokundu -Topraktan gelenin toprağa duyduğu yakınlık hissiyatı-  Suya bıraktığı menekşesini yeni evine yerleştirdi. Suyunu verdi. Şöyle bi havaya kaldırıp baktı. Avuçlarının arasında bambaşka bir canlı tutuyordu -Topraktan gelenin toprakta kalana duyduğu yakınlık hissiyatı- Yapraklarına takılan toprakları silkeledi. Gülümsedi. 
Malzemelerini toplayıp odasına geri döndü. Menekşesini eski yerine -pencere önüne- yeni saksısıyla yerleştirdi. Çiçek aç tamam mı? diye tembihledi. Kulaklıklarını çıkarttı. Güneş tekrar göz kırptı. 

Sonrası kaldığı yerden devam ediyordu.



                                                                        I will be good


I'll be good, I'll be good
And I'll love the world, like i should

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder