4 Eylül 2016 Pazar

Ah!




Bütün veda edemeyenler toplandık ve erasmus başvurusu yaptık. Sonra ne mi oldu? Sonra çok şey oldu da akıllarda sadece kiminin şimdi gideceği kiminin sonra gideceği ama hep birilerinin gideceği kaldı. ¨dedim ya.. eylüldü.. savruluşu bundandı kimsesizliğimizin¨

Şimdi başladı geri sayım. Hayatın acılarından çekip çıkarttığımız, sarıp sarmaladığımız, beraber çiçekler yetiştirdiğimiz dostlarımız yola koyuldu. Şimdi benim hissettiklerim, önümüzdeki kış başkalarına hissettireceklerim olduğu için hüzünlenirken 2 kat hüzünleniyor, anıları yad ettiğim bu yağmurlu pazar gününde 2 kat uzaklara dalıyorum. Ah gençlik! diyorum sık sık neredeyse 100 yaşına gelmiş anneannem yanıbaşımda kuzinenin içindeki alevleri seyrederken. Ah!  ¨sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan/ çok şey geçmiş gibi başımdan/ ah dedim sonra, Ah!¨ 

Kütüphanenin büyüklüğünden kaçıp bir masaya sığındığımız, fakültenin soğuk koridorlarında maketler taşıdığımız, bir sütü bölüştüğümüz bir gülüşü paylaştığımız yeri geldiğinde ağlaştığımız… Şimdi burada tam şu anda, yaşaması bedava ama değeri ömre bedel olan anlar bir çırpıda geçiriverdi önümden de içlerinde bir tane bile ¨keşke¨ kalmadı. ¨Bekleyen yan yana ayrılıklardı/ ve kalb uzun süren görmeyişleri/ bir kuru yaprağı kaldırır gibi kaldırırdı¨


Bu gariban kız da bir gülüş attı son kez ekrana. Bir çizik attı defterine bu da geçti bu da geçecek dercesine. Kapattı şiir kitaplarının kapaklarını yeni bir sayfa açtı. Üstüne de şunu yazdı: Güzel dostlarım, teşekkürler.